Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah
aşkına, bari aleyhimize olmayın!
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
Allah'ım!
Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette
bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın
yetersizliğini ve insanlara
karşı
zaafımı
Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların
Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi
kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak
uzaklara mı? Veya düşmana m?
Allah'ım!
Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen
hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu
yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar,
yıkılmış
evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına, sana
şikâyette bulunuyorum.
Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz
dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız
ayrıldı...
Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize
yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana
şikâyet ediyoruz..."
Şeyh Ahmed
Yasin
Hayatının büyük bölümünü İsrail
hapishanelerinde geçirmiş, gözleri görmeyen,
felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum
Filistinli lider… 22 Mart 2004'te, 67
yaşında, sabah namazına giderken bir İsrail
füzesiyle şehid edildi…
Çesiad Öğrencilerle Birlikte
Şehitler Diyarı Çanakkalede buluştu !
03/05/2008
tarihinde saat 23:20 de Altunizade/İstanbul dan
,Beykoz Belediye Başkanlığının tahsis etmiş olduğu otobüsle
Çesiad
yönetim kurulu başkanı sayın
İbrahim Sezikli
ve yönetim kurulu üyeleri ile İstanbul da
çeşitli Üniversitelerde okuyan Çorumlu öğrencilerle
birlikte Şehitler diyarı Çanakkale'ye
gezi düzenledi.
Sabah seher vaktinde
Eceabat’a ulaşan gezi kafilesi , sabah
kahvaltısından sonra rehberler eşliğinde deniz
savaşlarının yaşandığı topçu birliği ile Seyid
onbaşıAnıtının bulunduğu mevkiler
gezildi.Saat 11 de
Anıt mezar'a çıkıldı.Buradan Alçıtepe’ye,Conkbayırına,
bir günde en fazla şehit ve yaralı verilen Kanlı sırta
57 Alaya , Ordan da Kırmızı gelinciklerin bolca
bulunduğu hastane şehitliğine geçildi.
Salim Mutlu’nun kendi çabalarıyla kurmuş olduğu harp hatıraları
müzesi de gezildi.Müzede savaş sırasında kullanılması yasak olan İngilizlere ait olan misket
bombalarının fazla miktarda olması ziyaretçilerin
dikkatini çekti.
Gezi sırasında ekili olan tarlaların
, nerdeyse tamamında kıp kırmızı şehitlerimizin
kanlarını temsil
eden gelincik çiçekleriyle dolu
olduğu görüldü.Rehberlerin cephelerde ki Savaşları
anlatırken kafile de bulunanlar duygusal
anlar
yaşadı. Gelibolu yarım adası, Pazar günü çeşitli illerden gelenler ,
milli şairimiz Mehmet
Akif Ersoy’un safahatında bahsettiği
Asımın neslinin ruhaniyetini hissedebilmek isteyen ; şehitlerine
yakinen dua etmek,
savaş alanlarını ve harb
esnasında çekilen sıkıntıların yakından görmek
isteyen insanlarla dolup taştı…
ÇESİAD ÇORUMLU ÖĞRENCİLERLE KAHVALTIDA BULUŞTU…
Çesiad ,baharın bizi kucakladığı ,yazın kapımızı çaldığı şu günlerde,İstanbul da şehrin gürültüsünden uzak ,Samandıra da, Serdivan Restaurant’ta Samandıra Belediye başkanı
Yusuf Büyük beyefendinin katkılarıyla ,İstanbul da çeşitli Üniversitelerde okuyan Çorumlu öğrencileri, Mayıs ayı kahvaltısında buluşturdu.
Kahvaltıda hazır bulunan Deniz Feneri genel müdür yardımcısı Recep Koçak bey; konuşmasında ‘’Mutluluğun sırrı ,ötekini mutlu etmekten geçtiğini,Cesiad sizler için kuruş kuruş burs toplamakta.Bu burslar sizler için harcamakta ,sizlerden sadece Allah (c.c) razı olsun demenizi beklemekteler.okularınızı en kısa sürede bitirmeniz gerektedir’’dedi
Samandıra Belediye Başkanı Yusuf Büyük,’’belediye olarak çalışmalarımızın 4 yılını eğitim
Üzerine yaptık.Herşeyin başı eğitim, bölgedeki bütün okulların ihtiyaçlarını karşıladık.
Yarın,Çorumun Valisi-Kaymakamı,eğitmeni,bilim adamları sizler olacaksınız.Gününüzü en iyi şekilde değerlendirin, okulunuzu uzatmayın . Çesiad yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımı
kutluyorum, eğitime destek veriyorlar.Sizleri burada görmekten ,ağırlamaktan mutluluk
duyuyorum.Saygılar sunuyorum ‘’diyerek konuşmasını bitirdi.
.
Son olarak Çesiad yönetim kurulu başkanı Sayın İbrahim Sezikli bey söz aldı.Konuşmasında ‘’ 2007-2008 öğretim yılı bitmek üzere İnşallah Haziran ayında son kahvaltılı toplantımızı yapacağız.Her şeyi geniş ufuklu düşünmek lazım.Sizlerden ricam, 2008-2009 öğretim yılında çok daha fazla öğrenciye burs vermek için çaba sarf ediniz.Burs verecek insanlarımıza ulaştığımız takdirde burslu öğrenci sayımız artacaktır.Çesiadı yaz tatilinde insanlarımıza anlatmalısınız .Bugünkü kahvaltımıza katılanlara ve desteğini esirgemeyen Belediye başkanımız Yusuf Büyük beyefendiye teşekürler ediyorum’’ diyerek sözlerini bitirdi.
SİTEMİZ AÇILDI
Sitemizin tüm
ziyaretçilere
faydalı olması
dileğiyle.
Saygılarımla,
yılmaz Çetli
İskilipli
Atıf Hoca ve Ulaş'a iade-i
itibar
Yüzleşme Derneği, Şapka
Kanunu'na muhalefet ettiği
gerekçesiyle idam edilen
İskilipli Atıf Hoca ile
TBMM'nin ilk muhaliflerinden
Hüseyin Avni Ulaş'ın
itibarlarının iadesi için
hukuki çalışma başlatıyor.
Toplumsal Olayları
Araştırma ve Yüzleşme
Derneği, İstiklal
Mahkemeleri'nde yargılanıp
haksızlığa uğradığı
düşünülen tarihi kişiliklere
'iade-i itibar' için hukuki
çalışma başlatıyor.
İade-i itibar istenen
kişiler arasında Hüseyin
Avni Ulaş, İskilipli Atıf
Hoca, Sabahattin Ali,
gazeteci Musa Anter, Prens
Sebahattin ve Çerkes Ethem
gibi isimler var.
Bu amaçla ilk sempozyum,
Cumhuriyet'in en tartışmalı
kişiliklerinden, Birinci
TBMM'nin muhalif
milletvekili Hüseyin Avni
Ulaş için yapılacak. Ulaş,
Atatürk'e İzmir'de suikast
girişiminden idamla
yargılanmış ancak suçsuzluğu
anlaşılınca beraat etmişti.
Yüzleşme Derneği bünyesinde
kurulan “Yeniden Tarih
Çalışma Grubu”nun
girişimiyle
23 Şubat'ta Hüseyin
Avni Ulaş konulu sempozyum
düzenlenecek.
Derneğin iade-i itibar
girişiminde bulunacağı
isimler arasında Şapka
Kanunu'na muhalefet ettiği
için idam edilen İskilipli
Atıf Hoca da bulunuyor.
ERGENEKON, ÖZEL Mİ RESMİ
Mİ ?
İhsan
Dağı
Ergenekon operasyonunda
tutuklanan zanlılar 'halkı
isyana teşvik için terör
örgütü kurmak' suçundan
yargılanacaklar. Uzun
süreden beri Türkiye'de
darbe ortamı yaratmak için
hazırlıklar ve eylemler
yaptıkları iddia ediliyor.
Tutuklananlarda gizli
belgeler, silahlar ve askerî
malzemeler bulunuyor.
İçlerinde değişik
mesleklerden insanlar
olmakla birlikte Ergenekon
çetesinin çekirdeğini
askerler oluşturuyor. Ama bu
askerler 'emekli':
Tuğgeneral Veli Küçük, Albay
Fikri Karadağlı, Yüzbaşı
Muzaffer Tekin vs... Asker
kökenli bu isimlerin
gerçekten 'emekli' oldukları
konusunda kuşkularım var.
Bunlar basbayağı 'faal'ler.
JİTEM'i kendisinin kurduğunu
söyleyen Veli Küçük'ün
evinde 'resmî' evraklar,
gizli belgeler çıkıyor. Ev
değil sanki 'resmî' bir
kurumun dokümantasyon
merkezi... Kamuoyunda
'yüzbaşı' olarak bilinen
birisi çete içinde 'albay'
olarak niteleniyor,
muvazzaflığı devam ediyormuş
gibi.
Dolayısıyla merak
ediyorum; Ergenekon çetesi
'özel' bir teşebbüs mü,
yoksa 'resmî' bir yapı mı?
JİTEM, Kontrgerilla ve Özel
Harp Dairesi gibi yıllardır
konuşulmakla birlikte tam
olarak da çözülemeyen, ancak
varlığı da inkar edilemeyen
'devlet içinde' oluşturulmuş
gizli bir örgütün uzantısı
mı?
Benim kanaatim, bunun
'resmî' bir yapılanma
olduğudur. Adına ne derseniz
deyin, Soğuk Savaş döneminde
'komünizm tehlikesi'ne karşı
inşa edilen bir örgütün
sonradan 'Türkiye
koşulları'na uyarlanmış bir
versiyonu ile karşı
karşıyayız. Sovyetlerin
yıkılıp işlevinin ortadan
kalkmasının ardından kendini
'Kürt sorunu' etrafında
ifade eden, son dönemde de
AK Parti'nin AB ve
küreselleşme siyaseti
karşısında 'ulusalcılık'
biçiminde yeniden tanımlayan
bir güç, örgüt ve zihniyet
var.
Soğuk Savaş kalıntılarını
temizlemede daha ne kadar
geç kalacağız? Umarım ele
geçen bu çete ve ekibi
üzerinden Soğuk Savaş'tan
kalma bu karanlık örgüt
dağıtılır. Ancak hükümet
kararlılık göstermeden bu
mümkün değil. AK Parti 22
Temmuz sonrası haklı olarak
yüksek bir özgüvene kavuştu.
Bu özgüvenle halkın
neredeyse yarısından oy
almış bir iktidara karşı
hukuk dışı güç kullanmaya
kimsenin kalkışamayacağı
düşüncesinde olabilirler...
Ancak yakın tarihi
hatırlamakta fayda var. 1960
darbesiyle iktidardan
düşürülen ve başbakanı
asılan Demokrat Parti son
seçimde (1957) % 48 oy
almıştı. 12 Mart 1971
Muhtırası ile görevden
uzaklaştıran Süleyman
Demirel'in Adalet
Partisi'nin 1969
seçimlerinde aldığı oy da %
47 idi. Ne 27 Mayısçılar ne
de 12 Martçılar halkın
neredeyse yarısının oyunu
almış olan bu partilere
karşı darbe yapmakta
tereddüt gösterdiler.
Dolayısıyla hükümet
partisinin, 'Temmuz
seçimlerinin ardından kimse
bize dokunamaz' aymazlığına
düşmemesi gerekir. Aksine
belki de asıl bu yüzden, son
seçimlerde % 47 oy aldığı
için ve yerel seçimlere
doğru hâlâ rakipsiz ve
alternatifsiz bir güç olduğu
için hukuk dışı girişimlerin
muhatabı olabilecektir AK
Parti.
Ergenekon çetesinin
izinde neden sonuna kadar
gidilmesi gerektiğini
anlamak için 1960 darbesinin
önünü açan '9 subaylar
olayı'nı hatırlamakta fayda
var. Binbaşı Samet Kuşçu'nun
Aralık 1957'de ordu içinde
darbe hazırlıkları yapıldığı
bilgisini hükümete
iletmesiyle toplam 9 subay
tutuklandı ve askerî mahkeme
tarafından yargılandı.
Yargılamanın ardından
gerçekten cuntanın içinde
olan subaylar askerî mahkeme
tarafından serbest
bırakılırken mahkum edilen
tek kişi, cuntayı ihbar eden
Samet Kuşçu oldu. İki yıl
hapis cezası aldı ve ordudan
uzaklaştırıldı. 1957'de
tutuklanıp serbest
bırakılanların bir kısmı 27
Mayıs sonrası darbenin Milli
Birlik Komitesi üyeleri
olarak karşımıza çıktı.
Cuntayı yargılayan
mahkemenin başkanı
Tümgeneral Cemal Tural'dı;
darbenin generali değil bir
askeri olmaya razı olduğunu
söyleyen kişi. Darbe
sonrasında 1. Ordu Komutanı
oldu, 1966'da da Genelkurmay
Başkanı. 1957'de darbecileri
yargılarken darbeciydi, hep
de darbeci kaldı. Zavallı
Samet Kuşçu, darbeyi
darbecilere ihbar etti ve
darbeciler tarafından darbe
yapılmadan cezalandırıldı!..
Hukuku hukuka
katledenlere emanet
etmediğimizi nereden
bileceğiz?
Baykal'ın 'din bilgisi' CHP'lileri şaşırttı
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın önceki
gün partisinin grup toplantısında
başörtüsünün İslam fıkhındaki yerine
ilişkin açıklamaları, CHP'li vekilleri
şaşırttı.
Baykal'ın en yakın kurmaylarından Genel
Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen,
"Birçoğumuz bu bilgileri yeni öğrendik."
derken, Baykal'ın ayaklı kütüphane
olduğunu, konuşması için hiçbir uzmandan
da yardım almadığını belirtti. Sevigen,
"Aslında o konuşmayı, biraz Erdoğan'ın
sözlerine bir cevap olarak yaptı. Ama
hepimizi aydınlattı." yorumunda bulundu.
Yıllarca Baykal'ın özel kalem
müdireliğini yapan Ankara Milletvekili
Nesrin Baytok ise konuşmanın kendisi
için sürpriz olmadığını söyledi: "Genel
başkanım çok derin bir din bilgisine
sahiptir."
Deniz Baykal, 'türban'a neden karşı
çıktıklarını anlatırken bazı İslam
alimlerinin başörtüsü konusundaki
görüşlerine atıf yaptı. Dindeki
büyük ve küçük günahları sayarken,
başörtüsü takmamanın bu günahlar
arasında yer almadığını ileri sürdü.
Antalya'da yıllarca imamlık yapan Şeyh
Ahmet Efendi'nin torunu olan Baykal'ın
en yakınındaki isimlere göre bu
açıklamalar sürpriz değil. Baykal'ın
ayaklı kütüphane olduğunu belirten
Mehmet Sevigen, "Din konusunda Tayyip
Erdoğan'dan çok daha bilgilidir."
iddiasında bulundu. Baykal'ın herhangi
bir uzmandan yardım almadığını, kendi
bilgi ve birikimleri çerçevesinde
konuştuğunu savunan Sevigen, CHP
liderinin kendisine "Aslında bu konuda
söyleyeceğim daha çok şey vardı; ama
vakit dardı." dediğini aktardı. Sevigen,
şöyle konuştu: "Aslında o konuşmayı,
Tayyip Erdoğan'ın 'sen ne anlarsın
dinden' sözlerine cevap olarak yaptı.
Ama hepimizi aydınlattı. Aslında
başörtüsüyle ilgili tüm ayetleri
sorsanız, size söyleyebilirdi.
Konuşmadan önce kendi çapında küçük bir
araştırma yapmıştır; ama bu konuda bir
din aliminden yardım almadı."
Geçen hafta başörtüsüne yönelik
ifadeleri sebebiyle büyük tepki toplayan
İzmir Milletvekili Canan Arıtman da
Baykal'ın konuşmasını çok beğendiğini
söyledi. Kendisinin de bu konuşmadan
istifade ettiğini belirten Arıtman,
"Genel başkanı ayakta alkışladım. Çünkü
halka neyin ne olduğunu anlattı. Ben
Kur'an'ı yüzlerce kez okudum. Örtünmeden
videolar
Babanın eve geç
gelmesi güven eksikliğine yol açıyor
Babalar çocuklarıyla kısa da olsa verimli zaman geçirebilmeli. Sıklıkla işten eve geç gelen babalarla çocukları arasındaki duygu paylaşımı ihtiyacı yeterince karşılanamadığı için çocuklarda stres ve kaygı artıyor. Bu da özgüven eksikliğine sebep oluyor.
Gün geçtikçe zorlaşan hayat şartları ve ihtiyaçların değişmesi sebebiyle günümüzde çalışan annelerin sayısı giderek artmaktaysa da halen evin maddi ihtiyaçları babalar tarafından karşılanmaktadır. Ev geçindirmekte zorlanan erkekler ise genellikle yaptıkları ek işlerle geçimlerini temin etmeye çalışıyorlar ya da kendi işinde çalışanlar işlerinin hacmini genişletiyor. Bu da beraberinde uzun saatler boyunca çalışmayı getiriyor. Sabah erkenden işe gidip gece geç saatlerde evine gelen bir eş, ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınırken çoğu zaman onların manevi ihtiyaçlarına yetişememenin sıkıntısını yaşıyor. Birlikte sofraya oturamamak, çocuklarla ve eşle sohbet edememek gün boyu yaşananları paylaşamamak aile üyelerinin psikolojik doyuma ulaşmalarını engelliyor. Evdeki gergin hava ile birlikte artan kaygı, çocuktaki özgüven kazanımını olumsuz şekilde etkiliyor.
Çocuğun babaya olan ihtiyacı anne karnından itibaren başlar. Annenin hamilelik döneminde eşinden destek görmesi çok önemlidir. Annenin rahatlığı çocuğa da yansır ve anne karnında bile babanın sesini duyması çocuğa güven verir. Çocuklar cinslerle ilgili davranış ve rolleri anne kadar babanın da varlığıyla edinir. Kız ve erkek çocuklar için babalarıyla birlikte olmak aynı düzeyde önemlidir.
Babanın eve geldiğinde çocuğa gününün nasıl geçtiğini sorması, onun anlattıklarını dikkatle dinlemesi, gün içinde yaptığı resimleri vs. ilgiyle incelemesi ve beğenisini göstermesi önemlidir.
Yine sağlıklı bir şekilde gelişmesi için yaşına göre sevip okşaması kendi başından geçen ilginç şeylerden kısaca da olsa bahsetmesi çocuğun yaşına göre haftada en az birkaç gün bir süre oyun oynaması yeterli duygu paylaşımının yapılmadığı uzun süreli beraberliklerden çok daha değerlidir. Zaman zaman hafta sonları birlikte geziye gitmek, faydalı eserleri birlikte okuyup, izlemek, dinlemek, kültürel faaliyetlere katılmak futbol, basketbol vs. oynarken çocukları izlemek veya onlara bazı günler katılmak fazla zaman almayacağı gibi onları sanıldığından çok daha fazla mutlu edecek hem de babanın kendi yorgunluğunu atmasını sağlayacaktır. Bunun için babanın çocukları ile beraber olmaya önem vermesi ve bundan hoşlanması önemlidir.
Farika Teymur Artır / Uzman Psikolog
Ahireti hatırlamak için
Ölüm; kimileri için bir son, kimileri için ise yeni, sonsuz ve gerçek bir hayatın başlangıcı. Kimileri harıl harıl ölüm ve ötesi için hazırlanır, kimileri ise horul horul yan gelip yatar. Ölüm kimileri için bir son gibi görünse de aslında bizim için başlangıç. Sevgiliye ulaşmamız için yaşamamız gereken bir süreç. Peki bu sürece hazırlıklı mıyız acaba? Ölümü hatırlayıp kendimize ne kadar çekidüzen veriyoruz? Peygamber Efendimiz (sas), insanların en akıllısını şöyle anlatır: “Mü’minlerin en akıllısı ölümü en çok hatırlayan ve ölüm sonrası için hazırlık yapandır.
Ölümü bize neler hatırlatabilir acaba? Ecdadımız bu konuda çok güzel uygulamalara imza atmış. Camilerin bahçelerine türbeler ve mezarlar yapmış, insanlar camiye her geldiklerinde ya da o sokaktan geçtiklerinde ölümü hatırlamış. Bizler bu konuda şanslı değiliz galiba. Mezarlıklar şehrin dışında, gözlerden ırak, göremiyoruz onları, hissedemiyoruz. Kabirler bizlere uzak olsa da oraları ziyaret etmeyi ihmal etmemeliyiz...
Dikkat,
cep telefonlarınız dinleniyor!
Türkiye'de de satışa sunulan bazı yazılım ve cihazlar
nedeniyle kişilerin özel yaşamı, haberleşme özgürlüğü ve
mahremiyeti, kurumların sırları ve iletişimi riske
girebiliyor.
Türkiye'deki bazı kişi ve firmaların internet üzerinden
satışa sundukları ''casus'' yazılım ve ürünler büyük ilgi
görüyor. Çeşitli amaçlar için kullanılan ürünlerle istenilen
kişi ve kurumların bilgisayar iletişimi takip edilebiliyor.
Uzmanlar, kişilerin bilgileri dışında yüklenilen bir
yazılımın cep telefonu kapalı olsa bile cihazın bulunduğu
ortamın dinlenmesini sağladığını belirtirken, bir başka
programın ise cep telefonlarındaki mesaj trafiğini ele
geçirdiğini belirtiyor.
GSM baz istasyonunun yakınına kurulan bir cihaz ise ''hiç iz
bırakmadan'' o bölgedeki tüm cep telefonlarının iletişimi takip
ederek, aynı anda yüzlerce konuşmayı kayıt altına alıyor.
Yasalara göre ilgili güvenlik birimlerinin haricinde
kullanımı ve satışı yasak olan cihazların onlarca internet
sitesi üzerinden satıldığını ve büyük ilgi gördüğünü kaydeden
uzmanlar, ''iletişim özgürlüğü''nün tehdit altında olduğu
uyarısında bulunuyor.
-BU CİHAZ VE YAZILIMLARLA DİNLİYORLAR-
İnternet siteleri üzerinden satışı yapılan ''casus dinleme''
ve ''bilgisayar takip'' sistemlerinden bazıları şunlar:
-Saat görünümlü GSM dinleme cihazı:
Duvar saati görünümlü GSM dinleme cihazı, şüphe uyandırmadan
yerleştirilen ev veya ofislerin dinlenmesinde kullanılıyor.
Üzerindeki GSM vericisi sayesinde mesafe sınırı olmayan cihaz,
Amerika'dan bile aranarak aktif hale getirilebiliyor. 3 adet
kalem pille çalışan saat, 2 hafta boyunca 24 saat kesintisiz
dinleme yapabiliyor.
-Resim çerçevesinde GSM dinleme cihazı: İçerisine gizlenmiş
GSM vericisi sayesinde, bulunduğu ortamı mesafe sınırı
olmaksızın dinleme imkanına sahip resim çerçevesi, şık
görünümüyle dikkat çekiyor. Cep telefonu ile aranarak, çok
yüksek ses kalitesi ile net bir dinleme imkanına sahip cihazı
kullanmak için gizli bölüme bir cep telefonu kartı yerleştirmek
ve duvara asmak yeterli oluyor.
-Casus SMS yönlendirme ve takip yazılımı:
İnternet üzerinden satışı yapılan casus SMS yönlendirme
ve takip yazılımı, yüklendiği cep telefonlarının mesajlaşma
trafiğini ele geçiriyor. Yüklenilen cep telefonunun tüm
mesajlarının kopyasını gizlice istenilen bir cep telefonuna
yönlendiren yazılım, iz bırakmıyor.
-Kapalı cep telefonlarından dinleme yapma yazılımı: ''Phone
dead'' yani ''telefon kapalı iken dinleme'' sistemi ise dikkat
çeken diğer programlardan biri. Hiçbir şekilde telefonda
görünmeyen ve tamamen gizli çalışan yazılım, uzaktan bir başka
cep telefonu ile kontrol ediliyor. Ancak yazılımın yüklendiği
telefon, belirli bir numaradan aranıp dinleme yapabiliyor.
Farklı özellikteki bazı programlarda ise gönderilen bir kısa
mesaj (SMS) komutu ile o telefonunun istenilen bir numarayı
''sahibine hiçbir belirti'' vermeden araması sağlanarak,
bulunduğu ortam dinleniyor. Hatta bu programın 2 saatlik ''demo''
sürümleri internetten bedava indirilebiliyor.
Başka program ise yüklenen telefondaki tüm aktiviteleri
izleyerek, SMS yoluyla istenilen cep telefonuna gizlice
gönderiyor. Bu arada cep telefonundan yapılan görüşmeleri anında
bir mesaj ile raporlayan sistem, gizlice araya girerek,
görüşmenin dinlenmesini sağlıyor.
Söz konusu program sayesinde önceden tanımlanan numara ile
yapılan her aramada, herhangi bir zil sesi, titreşim, ışık ve
ekranda hiçbir belirti olmadan telefon açılıyor. Böylece
telefonun bulunduğu ortamdaki konuşmalar ve sesler
dinlenebiliyor.
Programın uzman kişiler tarafından da saptanamadığı iddia
edilirken, ''trojan'' veya ''virüs'' olmadığı için de ''antivirüs''
veya ''antispyware'' güvenlik yazılımları tarafından da tespit
edilemediği belirtiliyor.
-KALEM, DÜĞME VE VİDA GÖRÜNÜMÜNDE KAMERALAR-
İnternet üzerinde satışı yapılan ''casus'' kameraların da
kişi ve kurumları tehdit ettiğini bildiren uzmanlar, bu tip
kameraların 70 YTL ile bin 500 YTL arasında satışa sunulduğunu
kaydettiler.
Farklı özelliklerdeki kameraların değişik yerlere monte
edilerek kullandığını; hatta kalem, düğme ve vida görünümünde
''casus'' kameralar bulunduğunu aktaran uzmanlar, bazı kötü
niyetli kişilerin ''şantaj'' amacıyla bu cihazlardan edindiğini
vurguladılar.
-CASUS BİLGİSAYAR PROGRAMLARI-
Casus bilgisayar programları, hedef alınan bilgisayar ve
internet bağlantılarını takip ediyor. Yüklendiği bilgisayardaki
tüm işlemleri gizlice kaydeden ve arşivleyen program, tamamen
gizli ve görünmez özelliğiyle dikkat çekiyor. Programı ''antivirüs''
programları bile tespit edemiyor.
Programı, sadece kuran kişi önceden kendi belirlediği şifre
tuşlarla görüntüleyip o ana kadar kaydedilmiş tüm sohbetleri,
yazışmaları ve elektronik postalar ile ziyaret edilen tüm
siteleri izliyor. Ayrıca belirlenen aralıklarla bilgisayar
ekranındaki görüntülerin resimlerini çekerek kaydeden program,
tüm bu bilgileri önceden tanımlanan bir elektronik posta
adresine de gönderiyor.
Ayrıca program sayesinde bilgisayarda kullanılan tüm şifreler
ele geçirilebiliyor.
-BİLGİSAYARLARA UZAKTAN KURULABİLEN CASUS PROGRAM-
Uzaktan kurulabilen casus programlar ise bir elektronik posta
ile ''hedefteki'' bilgisayara gönderiliyor. Bilgisayar başındaki
kişi kendisine ulaşan elektronik postayı açtığı anda program
gizlice kuruluyor. Kurulduğu andan itibaren kayıt yapmaya
başlayan program, internetin aktif olduğu her an, elde edilen
verileri istenilen kişiye elektronik postayla iletiyor.
Akaryakıt tüketiminde yüzde 30 tasarruf
sağlayan yeni bir cihaz geliştiren Türk mucit Talat Mollaoğlu,
Almanya ve Avusturya'nın gündemine oturdu. Ege Üniversitesi ile
İTÜ'nün de onayladığı buluş, egzoz zehrini de azaltıyor. Büyük
holdingler, uluslararası patente sahip cihazı almak için sıraya
girdi.
İstanbul Teknik Üniversitesi de ürünü Aralık 2005'te test etmiş.
Üniversitenin Otomotiv Teknoloji Ar-Ge Merkezi'nde (OTAM)
denemelerde cihazın, "... tam yükte hem özgül yakıt tüketimini 5-11
g/BG saat civarında, hem de CO emisyonunu 2,65 kat düşürebildiği
gözlenmiştir. Aynı şekilde N0(x) emisyonunda ise yüzde 3 civarında
bir artış olmuştur." ifadelerine yer verildi. Mollaoğlu'nun elinde
Türk Petrolleri'nden aldığı bir rapor da var. Kasım 2006 tarihli
raporda, TPAO'nun Sismik 1 ekibinde bulunan motorlu kamp
jeneratörüyle yapılan denemede, cihaz sayesinde 1 saatte 1,5
litrelik motorin tasarrufu sağlandığı belirtiliyor. Küçük bir
atölyede üretilen cihazlar, ortalama 5 bin YTL'den başlayan
fiyatlarla satışa sunuluyor.
İtalyan şirketler çam fıstığına göz dikti
İzmir, Balıkesir, Aydın ve Muğla
yörelerindeki dağ ve yaylalarda yetişen çam
fıstığının işlenmeden kozalak olarak ihraç edilmesi,
bu bölgelerdeki küçük işletmeleri sıkıntıya soktu.
İrili ufaklı 20'ye yakın firma, işleyecek ürün bulamayınca
kapanma noktasına geldi. Türkiye'nin çam fıstığı üretiminin
yüzde 50'ye yakınını işleyen Kermes Tarım Ltd. Şti.'nin
sahibi Önder Özdemir, 2008 yılında işleyecekleri ürünün
İtalya'ya gittiğini belirtiyor. Çam fıstığı üretiminde söz
sahibi ülkeler arasında İspanya, İtalya, Türkiye ve Portekiz
bulunuyor. Türkiye'nin yıllık üretimi ise bin 200 ton
civarında. Bunun da büyük bölümü AB ülkelerine ihraç
ediliyor. Ege Bölgesi'nde birçok köyün geçim kaynağı olan bu
ürünü geçmişte işleyecek tesisler olmadığı için İtalya'ya
kabuklu (küner) ve kozalak halinde ihraç ediliyordu. Yerli
firmaların kurulmasıyla Türkiye, son yıllarda işlenmiş
ürünle ihracat pazarlarında yer almaya başladı. Yerli
firmalar, İtalyanların çam fıstığını kozalak halinde
almasının, pazarlarda Türkiye'nin önünü kesmek amacını
taşıdığını savunarak, "Bizden aldığı ürünü işleyerek İtalyan
malı olarak piyasaya sürüyorlar." iddiasında bulunuyor.
İtalyan firmalar, çam fıstığını Türkiye'den kozalak halinde
almaları durumunda kilosunu KDV dahil 25 YTL'ye mal ediyor.
Aynı ürünün Türkiye'de işlenerek ihraç edilmesi durumunda
ise gelir, kiloda 43 YTL'yi buluyor. Türkiye'nin çam fıstığı
geliri, yıllık 40 ile 45 milyon dolar arasında değişiyor.
Yakıt olarak kullanılan kabuk da Türkiye'de kalıyor.
Firmalar, kozalak ihracatının durdurulması için Ege
İhracatçı Birlikleri (EİB) aracılığıyla Dış Ticaret
Müsteşarlığı'na başvurdu. Müsteşarlık da çam fıstığının
kabuklu