13 Ocak 2009 Salı 13:29:03

 


ANA SAYFA |Çorum Belediyesi|Hitit Üniversitesi|Çorum Valiliği|Facebook|Çorumspor | Çesiad | Youtube I

 

 

    ANA SAYFA
   ÇORUM
   KARGI
    TARİHÇE
  YEREL BASIN
    AKTÜEL
    SPOR
    SİNEMA
  SÖYLEŞİ
    KİREZDAGI TARİHİ
    KİREZDAGI VE KÖYLERİ
   VİDEO GÖRÜNTÜLERİ
    FOTOĞRAFLAR 1
    FOTOĞRAFLAR 2
    FOTOĞRAFLAR 3
    ÇEPNİ TARİHİ
    MANŞETLER 
 
    SANAL KÖY KABRİSTANI

 
Ziyaretçi sayimiz
 

Tickets

teşekkürler

 

  FAYDALI LİNKLER

  DÖVİZ KURLARI
 
  İSTANBUL'DA HAVA DURUMU
TV'de Bugün
  PRATİK BİLGİLER
» Amortisman Sınırı
» Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
» Emlak Vergisi Oranları
» Emlak Vergisi Değeri Yıllık Artış Oranları
» Fatura Düzenleme Sınırı


DETAYLI BİLGİ ALMAK İÇİN

  Namaz Vakitleri

cami Diyanet İşleri Başkanlığı kaynak

 

 

 

FİLİSTİNDE ŞEHİT EDİLEN KARDEŞLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET, YARALI KARDEŞLERİMİZE ACİL ŞİFALAR DİLİYORUZ...

 

 

Hayatının büyük bölümünü İsrail hapishanelerinde geçirmiş, gözleri görmeyen,

felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum Filistinli lider Şeyh Ahmed Yasin,
Filistin halkı için böyle dua ediyordu


 

 

Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!

Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!

Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!

Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu?

Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?

 

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?

Siyonist katilleri

ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!

Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri,

teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri,

Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye. 'Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla,

zaafımızı gider ve mü'min

kullarına yardım et!' diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız,

o zaman

alınlarımızda  şu yazılacak:

Bizler direndik, ileri atıldık ve kaçmadık..

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!

Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz.

 Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!

Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!

Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!

Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!

Allah'ım!

Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara

 karşı zaafımı

Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak

uzaklara mı? Veya düşmana m?

Allah'ım!

Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar,

yıkılmış

evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına, sana şikâyette bulunuyorum.

Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı...

Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana şikâyet ediyoruz..."

Şeyh Ahmed Yasin

Hayatının büyük bölümünü İsrail hapishanelerinde geçirmiş, gözleri görmeyen, felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum

Filistinli lider… 22 Mart 2004'te, 67 yaşında, sabah namazına giderken bir İsrail füzesiyle şehid edildi…

 


 
 
  

   Çesiad Öğrencilerle Birlikte Şehitler Diyarı Çanakkalede buluştu !

 03/05/2008 tarihinde saat 23:20 de Altunizade/İstanbul dan ,Beykoz Belediye Başkanlığının tahsis etmiş olduğu otobüsle                      Çesiad yönetim kurulu başkanı sayın İbrahim Sezikli  ve yönetim kurulu üyeleri ile İstanbul da  çeşitli    Üniversitelerde                          okuyan Çorumlu öğrencilerle birlikte Şehitler diyarı Çanakkale'ye gezi düzenledi.

 Sabah seher vaktinde Eceabat’a ulaşan gezi kafilesi , sabah kahvaltısından sonra rehberler eşliğinde deniz  

savaşlarının yaşandığı topçu birliği ile  Seyid onbaşıAnıtının bulunduğu mevkiler gezildi.Saat 11 de

Anıt mezar'a çıkıldı.Buradan Alçıtepe’ye,Conkbayırına, bir günde en fazla şehit ve yaralı verilen  Kanlı sırta      

  57 Alaya , Ordan da    Kırmızı gelinciklerin bolca bulunduğu hastane şehitliğine geçildi.

 Salim Mutlu’nun kendi çabalarıyla kurmuş olduğu harp hatıraları müzesi  de gezildi.Müzede savaş sırasında  kullanılması yasak                   olan İngilizlere ait olan misket bombalarının fazla miktarda olması ziyaretçilerin dikkatini çekti.

Gezi  sırasında ekili olan tarlaların , nerdeyse  tamamında  kıp kırmızı şehitlerimizin kanlarını temsil eden gelincik çiçekleriyle                       dolu olduğu görüldü.Rehberlerin cephelerde ki Savaşları anlatırken    kafile de bulunanlar duygusal

anlar yaşadı. Gelibolu  yarım adası,  Pazar günü çeşitli illerden gelenler , milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un  safahatında                  bahsettiği   Asımın neslinin ruhaniyetini hissedebilmek isteyen ; şehitlerine yakinen dua etmek,

savaş alanlarını    ve harb  esnasında çekilen sıkıntıların yakından görmek isteyen insanlarla  dolup taştı…

 

 

 

ÇESİAD  ÇORUMLU  ÖĞRENCİLERLE KAHVALTIDA BULUŞTU…

Çesiad ,baharın bizi kucakladığı ,yazın kapımızı çaldığı şu günlerde,İstanbul da şehrin gürültüsünden uzak ,Samandıra da, Serdivan Restaurant’ta Samandıra Belediye başkanı
Yusuf Büyük beyefendinin katkılarıyla ,İstanbul da çeşitli Üniversitelerde okuyan Çorumlu öğrencileri, Mayıs ayı kahvaltısında buluşturdu.

Kahvaltıda hazır bulunan Deniz Feneri genel müdür yardımcısı Recep Koçak bey; konuşmasında ‘’Mutluluğun sırrı ,ötekini mutlu etmekten geçtiğini,Cesiad sizler için kuruş kuruş burs toplamakta.Bu burslar sizler için harcamakta ,sizlerden sadece Allah (c.c) razı olsun demenizi beklemekteler.okularınızı en kısa sürede bitirmeniz  gerektedir’’dedi

Samandıra Belediye  Başkanı Yusuf  Büyük,’’belediye olarak çalışmalarımızın 4 yılını eğitim
Üzerine yaptık.Herşeyin başı eğitim, bölgedeki bütün okulların ihtiyaçlarını karşıladık.
Yarın,Çorumun Valisi-Kaymakamı,eğitmeni,bilim adamları sizler olacaksınız.Gününüzü en iyi şekilde değerlendirin, okulunuzu uzatmayın . Çesiad yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımı
kutluyorum, eğitime destek veriyorlar.Sizleri burada görmekten ,ağırlamaktan mutluluk
duyuyorum.Saygılar sunuyorum ‘’diyerek konuşmasını bitirdi.

 

.

Son olarak Çesiad yönetim kurulu başkanı Sayın İbrahim Sezikli bey söz aldı.Konuşmasında ‘’ 2007-2008 öğretim yılı bitmek üzere İnşallah Haziran ayında son kahvaltılı toplantımızı yapacağız.Her şeyi geniş ufuklu düşünmek lazım.Sizlerden ricam, 2008-2009 öğretim  yılında çok daha fazla öğrenciye burs vermek için  çaba sarf ediniz.Burs verecek insanlarımıza ulaştığımız takdirde burslu öğrenci sayımız artacaktır.Çesiadı yaz tatilinde insanlarımıza anlatmalısınız .Bugünkü kahvaltımıza katılanlara ve desteğini esirgemeyen Belediye başkanımız Yusuf Büyük beyefendiye teşekürler ediyorum’’ diyerek sözlerini bitirdi.

 

 
 
 
 
SİTEMİZ AÇILDI
Sitemizin tüm ziyaretçilere faydalı  olması dileğiyle.
Saygılarımla,

yılmaz Çetli

 

 İskilipli Atıf Hoca ve Ulaş'a iade-i itibar

 

Yüzleşme Derneği, Şapka Kanunu'na muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Atıf Hoca ile TBMM'nin ilk muhaliflerinden Hüseyin Avni Ulaş'ın itibarlarının iadesi için hukuki çalışma başlatıyor. Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği, İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanıp haksızlığa uğradığı düşünülen tarihi kişiliklere 'iade-i itibar' için hukuki çalışma başlatıyor. İade-i itibar istenen kişiler arasında Hüseyin Avni Ulaş, İskilipli Atıf Hoca, Sabahattin Ali, gazeteci Musa Anter, Prens Sebahattin ve Çerkes Ethem gibi isimler var. Bu amaçla ilk sempozyum, Cumhuriyet'in en tartışmalı kişiliklerinden, Birinci TBMM'nin muhalif milletvekili Hüseyin Avni Ulaş için yapılacak. Ulaş, Atatürk'e İzmir'de suikast girişiminden idamla yargılanmış ancak suçsuzluğu anlaşılınca beraat etmişti. Yüzleşme Derneği bünyesinde kurulan “Yeniden Tarih Çalışma Grubu”nun girişimiyle 23 Şubat'ta Hüseyin Avni Ulaş konulu sempozyum düzenlenecek. Derneğin iade-i itibar girişiminde bulunacağı isimler arasında Şapka Kanunu'na muhalefet ettiği için idam edilen İskilipli Atıf Hoca da bulunuyor.

 

 

ERGENEKON, ÖZEL Mİ RESMİ Mİ ?

 

 

İhsan Dağı

Ergenekon operasyonunda tutuklanan zanlılar 'halkı isyana teşvik için terör örgütü kurmak' suçundan yargılanacaklar. Uzun süreden beri Türkiye'de darbe ortamı yaratmak için hazırlıklar ve eylemler yaptıkları iddia ediliyor. Tutuklananlarda gizli belgeler, silahlar ve askerî malzemeler bulunuyor.

İçlerinde değişik mesleklerden insanlar olmakla birlikte Ergenekon çetesinin çekirdeğini askerler oluşturuyor. Ama bu askerler 'emekli': Tuğgeneral Veli Küçük, Albay Fikri Karadağlı, Yüzbaşı Muzaffer Tekin vs... Asker kökenli bu isimlerin gerçekten 'emekli' oldukları konusunda kuşkularım var. Bunlar basbayağı 'faal'ler. JİTEM'i kendisinin kurduğunu söyleyen Veli Küçük'ün evinde 'resmî' evraklar, gizli belgeler çıkıyor. Ev değil sanki 'resmî' bir kurumun dokümantasyon merkezi... Kamuoyunda 'yüzbaşı' olarak bilinen birisi çete içinde 'albay' olarak niteleniyor, muvazzaflığı devam ediyormuş gibi.

Dolayısıyla merak ediyorum; Ergenekon çetesi 'özel' bir teşebbüs mü, yoksa 'resmî' bir yapı mı? JİTEM, Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi gibi yıllardır konuşulmakla birlikte tam olarak da çözülemeyen, ancak varlığı da inkar edilemeyen 'devlet içinde' oluşturulmuş gizli bir örgütün uzantısı mı?

Benim kanaatim, bunun 'resmî' bir yapılanma olduğudur. Adına ne derseniz deyin, Soğuk Savaş döneminde 'komünizm tehlikesi'ne karşı inşa edilen bir örgütün sonradan 'Türkiye koşulları'na uyarlanmış bir versiyonu ile karşı karşıyayız. Sovyetlerin yıkılıp işlevinin ortadan kalkmasının ardından kendini 'Kürt sorunu' etrafında ifade eden, son dönemde de AK Parti'nin AB ve küreselleşme siyaseti karşısında 'ulusalcılık' biçiminde yeniden tanımlayan bir güç, örgüt ve zihniyet var.

Soğuk Savaş kalıntılarını temizlemede daha ne kadar geç kalacağız? Umarım ele geçen bu çete ve ekibi üzerinden Soğuk Savaş'tan kalma bu karanlık örgüt dağıtılır. Ancak hükümet kararlılık göstermeden bu mümkün değil. AK Parti 22 Temmuz sonrası haklı olarak yüksek bir özgüvene kavuştu. Bu özgüvenle halkın neredeyse yarısından oy almış bir iktidara karşı hukuk dışı güç kullanmaya kimsenin kalkışamayacağı düşüncesinde olabilirler... Ancak yakın tarihi hatırlamakta fayda var. 1960 darbesiyle iktidardan düşürülen ve başbakanı asılan Demokrat Parti son seçimde (1957) % 48 oy almıştı. 12 Mart 1971 Muhtırası ile görevden uzaklaştıran Süleyman Demirel'in Adalet Partisi'nin 1969 seçimlerinde aldığı oy da % 47 idi. Ne 27 Mayısçılar ne de 12 Martçılar halkın neredeyse yarısının oyunu almış olan bu partilere karşı darbe yapmakta tereddüt gösterdiler.

Dolayısıyla hükümet partisinin, 'Temmuz seçimlerinin ardından kimse bize dokunamaz' aymazlığına düşmemesi gerekir. Aksine belki de asıl bu yüzden, son seçimlerde % 47 oy aldığı için ve yerel seçimlere doğru hâlâ rakipsiz ve alternatifsiz bir güç olduğu için hukuk dışı girişimlerin muhatabı olabilecektir AK Parti.

Ergenekon çetesinin izinde neden sonuna kadar gidilmesi gerektiğini anlamak için 1960 darbesinin önünü açan '9 subaylar olayı'nı hatırlamakta fayda var. Binbaşı Samet Kuşçu'nun Aralık 1957'de ordu içinde darbe hazırlıkları yapıldığı bilgisini hükümete iletmesiyle toplam 9 subay tutuklandı ve askerî mahkeme tarafından yargılandı. Yargılamanın ardından gerçekten cuntanın içinde olan subaylar askerî mahkeme tarafından serbest bırakılırken mahkum edilen tek kişi, cuntayı ihbar eden Samet Kuşçu oldu. İki yıl hapis cezası aldı ve ordudan uzaklaştırıldı. 1957'de tutuklanıp serbest bırakılanların bir kısmı 27 Mayıs sonrası darbenin Milli Birlik Komitesi üyeleri olarak karşımıza çıktı. Cuntayı yargılayan mahkemenin başkanı Tümgeneral Cemal Tural'dı; darbenin generali değil bir askeri olmaya razı olduğunu söyleyen kişi. Darbe sonrasında 1. Ordu Komutanı oldu, 1966'da da Genelkurmay Başkanı. 1957'de darbecileri yargılarken darbeciydi, hep de darbeci kaldı. Zavallı Samet Kuşçu, darbeyi darbecilere ihbar etti ve darbeciler tarafından darbe yapılmadan cezalandırıldı!..

Hukuku hukuka katledenlere emanet etmediğimizi nereden bileceğiz?
 

 


 

 

Baykal'ın 'din bilgisi' CHP'lileri şaşırttı

 
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın önceki gün partisinin grup toplantısında başörtüsünün İslam fıkhındaki yerine ilişkin açıklamaları, CHP'li vekilleri şaşırttı.

Baykal'ın en yakın kurmaylarından Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen, "Birçoğumuz bu bilgileri yeni öğrendik." derken, Baykal'ın ayaklı kütüphane olduğunu, konuşması için hiçbir uzmandan da yardım almadığını belirtti. Sevigen, "Aslında o konuşmayı, biraz Erdoğan'ın sözlerine bir cevap olarak yaptı. Ama hepimizi aydınlattı." yorumunda bulundu. Yıllarca Baykal'ın özel kalem müdireliğini yapan Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ise konuşmanın kendisi için sürpriz olmadığını söyledi: "Genel başkanım çok derin bir din bilgisine sahiptir."

Deniz Baykal, 'türban'a neden karşı çıktıklarını anlatırken bazı İslam alimlerinin başörtüsü konusundaki görüşlerine atıf yaptı. Dindeki büyük ve küçük günahları sayarken, başörtüsü takmamanın bu günahlar arasında yer almadığını ileri sürdü. Antalya'da yıllarca imamlık yapan Şeyh Ahmet Efendi'nin torunu olan Baykal'ın en yakınındaki isimlere göre bu açıklamalar sürpriz değil. Baykal'ın ayaklı kütüphane olduğunu belirten Mehmet Sevigen, "Din konusunda Tayyip Erdoğan'dan çok daha bilgilidir." iddiasında bulundu. Baykal'ın herhangi bir uzmandan yardım almadığını, kendi bilgi ve birikimleri çerçevesinde konuştuğunu savunan Sevigen, CHP liderinin kendisine "Aslında bu konuda söyleyeceğim daha çok şey vardı; ama vakit dardı." dediğini aktardı. Sevigen, şöyle konuştu: "Aslında o konuşmayı, Tayyip Erdoğan'ın 'sen ne anlarsın dinden' sözlerine cevap olarak yaptı. Ama hepimizi aydınlattı. Aslında başörtüsüyle ilgili tüm ayetleri sorsanız, size söyleyebilirdi. Konuşmadan önce kendi çapında küçük bir araştırma yapmıştır; ama bu konuda bir din aliminden yardım almadı."

Geçen hafta başörtüsüne yönelik ifadeleri sebebiyle büyük tepki toplayan İzmir Milletvekili Canan Arıtman da Baykal'ın konuşmasını çok beğendiğini söyledi. Kendisinin de bu konuşmadan istifade ettiğini belirten Arıtman, "Genel başkanı ayakta alkışladım. Çünkü halka neyin ne olduğunu anlattı. Ben Kur'an'ı yüzlerce kez okudum. Örtünmeden

 


 videolar
 

 

 

       
     

 

 

   

Babanın eve geç gelmesi güven eksikliğine yol açıyor

 

Babalar çocuklarıyla kısa da olsa verimli zaman geçirebilmeli. Sıklıkla işten eve geç gelen babalarla çocukları arasındaki duygu paylaşımı ihtiyacı yeterince karşılanamadığı için çocuklarda stres ve kaygı artıyor. Bu da özgüven eksikliğine sebep oluyor.

Gün geçtikçe zorlaşan hayat şartları ve ihtiyaçların değişmesi sebebiyle günümüzde çalışan annelerin sayısı giderek artmaktaysa da halen evin maddi ihtiyaçları babalar tarafından karşılanmaktadır. Ev geçindirmekte zorlanan erkekler ise genellikle yaptıkları ek işlerle geçimlerini temin etmeye çalışıyorlar ya da kendi işinde çalışanlar işlerinin hacmini genişletiyor. Bu da beraberinde uzun saatler boyunca çalışmayı getiriyor. Sabah erkenden işe gidip gece geç saatlerde evine gelen bir eş, ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınırken çoğu zaman onların manevi ihtiyaçlarına yetişememenin sıkıntısını yaşıyor. Birlikte sofraya oturamamak, çocuklarla ve eşle sohbet edememek gün boyu yaşananları paylaşamamak aile üyelerinin psikolojik doyuma ulaşmalarını engelliyor. Evdeki gergin hava ile birlikte artan kaygı, çocuktaki özgüven kazanımını olumsuz şekilde etkiliyor.

 Çocuğun babaya olan ihtiyacı anne karnından itibaren başlar. Annenin hamilelik döneminde eşinden destek görmesi çok önemlidir. Annenin rahatlığı çocuğa da yansır ve anne karnında bile babanın sesini duyması çocuğa güven verir. Çocuklar cinslerle ilgili davranış ve rolleri anne kadar babanın da varlığıyla edinir. Kız ve erkek çocuklar için babalarıyla birlikte olmak aynı düzeyde önemlidir. Babanın eve geldiğinde çocuğa gününün nasıl geçtiğini sorması, onun anlattıklarını dikkatle dinlemesi, gün içinde yaptığı resimleri vs. ilgiyle incelemesi ve beğenisini göstermesi önemlidir.

 Yine sağlıklı bir şekilde gelişmesi için yaşına göre sevip okşaması kendi başından geçen ilginç şeylerden kısaca da olsa bahsetmesi çocuğun yaşına göre haftada en az birkaç gün bir süre oyun oynaması yeterli duygu paylaşımının yapılmadığı uzun süreli beraberliklerden çok daha değerlidir. Zaman zaman hafta sonları birlikte geziye gitmek, faydalı eserleri birlikte okuyup, izlemek, dinlemek, kültürel faaliyetlere katılmak futbol, basketbol vs. oynarken çocukları izlemek veya onlara bazı günler katılmak fazla zaman almayacağı gibi onları sanıldığından çok daha fazla mutlu edecek hem de babanın kendi yorgunluğunu atmasını sağlayacaktır. Bunun için babanın çocukları ile beraber olmaya önem vermesi ve bundan hoşlanması önemlidir.

Farika Teymur Artır / Uzman Psikolog

 

 
 

 
 

Ahireti hatırlamak için

Ölüm; kimileri için bir son, kimileri için ise yeni, sonsuz ve gerçek bir hayatın başlangıcı. Kimileri harıl harıl ölüm ve ötesi için hazırlanır, kimileri ise horul horul yan gelip yatar. Ölüm kimileri için bir son gibi görünse de aslında bizim için başlangıç. Sevgiliye ulaşmamız için yaşamamız gereken bir süreç. Peki bu sürece hazırlıklı mıyız acaba? Ölümü hatırlayıp kendimize ne kadar çekidüzen veriyoruz? Peygamber Efendimiz (sas), insanların en akıllısını şöyle anlatır: “Mü’minlerin en akıllısı ölümü en çok hatırlayan ve ölüm sonrası için hazırlık yapandır.

 Ölümü bize neler hatırlatabilir acaba? Ecdadımız bu konuda çok güzel uygulamalara imza atmış. Camilerin bahçelerine türbeler ve mezarlar yapmış, insanlar camiye her geldiklerinde ya da o sokaktan geçtiklerinde ölümü hatırlamış. Bizler bu konuda şanslı değiliz galiba. Mezarlıklar şehrin dışında, gözlerden ırak, göremiyoruz onları, hissedemiyoruz. Kabirler bizlere uzak olsa da oraları ziyaret etmeyi ihmal etmemeliyiz...  


 
Dikkat, cep telefonlarınız dinleniyor!  
Türkiye'de de satışa sunulan bazı yazılım ve cihazlar nedeniyle kişilerin özel yaşamı, haberleşme özgürlüğü ve mahremiyeti, kurumların sırları ve iletişimi riske girebiliyor.
 

Türkiye'deki bazı kişi ve firmaların internet üzerinden satışa sundukları ''casus'' yazılım ve ürünler büyük ilgi görüyor. Çeşitli amaçlar için kullanılan ürünlerle istenilen kişi ve kurumların bilgisayar iletişimi takip edilebiliyor.

Uzmanlar, kişilerin bilgileri dışında yüklenilen bir yazılımın cep telefonu kapalı olsa bile cihazın bulunduğu ortamın dinlenmesini sağladığını belirtirken, bir başka programın ise cep telefonlarındaki mesaj trafiğini ele geçirdiğini belirtiyor.

GSM baz istasyonunun yakınına kurulan bir cihaz ise ''hiç iz bırakmadan'' o bölgedeki tüm cep telefonlarının iletişimi takip ederek, aynı anda yüzlerce konuşmayı kayıt altına alıyor.

Yasalara göre ilgili güvenlik birimlerinin haricinde kullanımı ve satışı yasak olan cihazların onlarca internet sitesi üzerinden satıldığını ve büyük ilgi gördüğünü kaydeden uzmanlar, ''iletişim özgürlüğü''nün tehdit altında olduğu uyarısında bulunuyor.

-BU CİHAZ VE YAZILIMLARLA DİNLİYORLAR-

İnternet siteleri üzerinden satışı yapılan ''casus dinleme'' ve ''bilgisayar takip'' sistemlerinden bazıları şunlar:

-Saat görünümlü GSM dinleme cihazı:

Duvar saati görünümlü GSM dinleme cihazı, şüphe uyandırmadan yerleştirilen ev veya ofislerin dinlenmesinde kullanılıyor. Üzerindeki GSM vericisi sayesinde mesafe sınırı olmayan cihaz, Amerika'dan bile aranarak aktif hale getirilebiliyor. 3 adet kalem pille çalışan saat, 2 hafta boyunca 24 saat kesintisiz dinleme yapabiliyor.

-Resim çerçevesinde GSM dinleme cihazı: İçerisine gizlenmiş GSM vericisi sayesinde, bulunduğu ortamı mesafe sınırı olmaksızın dinleme imkanına sahip resim çerçevesi, şık görünümüyle dikkat çekiyor. Cep telefonu ile aranarak, çok yüksek ses kalitesi ile net bir dinleme imkanına sahip cihazı kullanmak için gizli bölüme bir cep telefonu kartı yerleştirmek ve duvara asmak yeterli oluyor.

-Casus SMS yönlendirme ve takip yazılımı:

 İnternet üzerinden satışı yapılan casus SMS yönlendirme ve takip yazılımı, yüklendiği cep telefonlarının mesajlaşma trafiğini ele geçiriyor. Yüklenilen cep telefonunun tüm mesajlarının kopyasını gizlice istenilen bir cep telefonuna yönlendiren yazılım, iz bırakmıyor.

-Kapalı cep telefonlarından dinleme yapma yazılımı: ''Phone dead'' yani ''telefon kapalı iken dinleme'' sistemi ise dikkat çeken diğer programlardan biri. Hiçbir şekilde telefonda görünmeyen ve tamamen gizli çalışan yazılım, uzaktan bir başka cep telefonu ile kontrol ediliyor. Ancak yazılımın yüklendiği telefon, belirli bir numaradan aranıp dinleme yapabiliyor. Farklı özellikteki bazı programlarda ise gönderilen bir kısa mesaj (SMS) komutu ile o telefonunun istenilen bir numarayı ''sahibine hiçbir belirti'' vermeden araması sağlanarak, bulunduğu ortam dinleniyor. Hatta bu programın 2 saatlik ''demo'' sürümleri internetten bedava indirilebiliyor.

Başka program ise yüklenen telefondaki tüm aktiviteleri izleyerek, SMS yoluyla istenilen cep telefonuna gizlice gönderiyor. Bu arada cep telefonundan yapılan görüşmeleri anında bir mesaj ile raporlayan sistem, gizlice araya girerek, görüşmenin dinlenmesini sağlıyor.

Söz konusu program sayesinde önceden tanımlanan numara ile yapılan her aramada, herhangi bir zil sesi, titreşim, ışık ve ekranda hiçbir belirti olmadan telefon açılıyor. Böylece telefonun bulunduğu ortamdaki konuşmalar ve sesler dinlenebiliyor.

Programın uzman kişiler tarafından da saptanamadığı iddia edilirken, ''trojan'' veya ''virüs'' olmadığı için de ''antivirüs'' veya ''antispyware'' güvenlik yazılımları tarafından da tespit edilemediği belirtiliyor.

-KALEM, DÜĞME VE VİDA GÖRÜNÜMÜNDE KAMERALAR-

İnternet üzerinde satışı yapılan ''casus'' kameraların da kişi ve kurumları tehdit ettiğini bildiren uzmanlar, bu tip kameraların 70 YTL ile bin 500 YTL arasında satışa sunulduğunu kaydettiler.

Farklı özelliklerdeki kameraların değişik yerlere monte edilerek kullandığını; hatta kalem, düğme ve vida görünümünde ''casus'' kameralar bulunduğunu aktaran uzmanlar, bazı kötü niyetli kişilerin ''şantaj'' amacıyla bu cihazlardan edindiğini vurguladılar.

-CASUS BİLGİSAYAR PROGRAMLARI-

Casus bilgisayar programları, hedef alınan bilgisayar ve internet bağlantılarını takip ediyor. Yüklendiği bilgisayardaki tüm işlemleri gizlice kaydeden ve arşivleyen program, tamamen gizli ve görünmez özelliğiyle dikkat çekiyor. Programı ''antivirüs'' programları bile tespit edemiyor.

Programı, sadece kuran kişi önceden kendi belirlediği şifre tuşlarla görüntüleyip o ana kadar kaydedilmiş tüm sohbetleri, yazışmaları ve elektronik postalar ile ziyaret edilen tüm siteleri izliyor. Ayrıca belirlenen aralıklarla bilgisayar ekranındaki görüntülerin resimlerini çekerek kaydeden program, tüm bu bilgileri önceden tanımlanan bir elektronik posta adresine de gönderiyor.

Ayrıca program sayesinde bilgisayarda kullanılan tüm şifreler ele geçirilebiliyor.

-BİLGİSAYARLARA UZAKTAN KURULABİLEN CASUS PROGRAM-

Uzaktan kurulabilen casus programlar ise bir elektronik posta ile ''hedefteki'' bilgisayara gönderiliyor. Bilgisayar başındaki kişi kendisine ulaşan elektronik postayı açtığı anda program gizlice kuruluyor. Kurulduğu andan itibaren kayıt yapmaya başlayan program, internetin aktif olduğu her an, elde edilen verileri istenilen kişiye elektronik postayla iletiyor.


 

Egzoz zehrine çare buldu Avrupa'yı peşinden koşturuyor

 
 

Akaryakıt tüketiminde yüzde 30 tasarruf sağlayan yeni bir cihaz geliştiren Türk mucit Talat Mollaoğlu, Almanya ve Avusturya'nın gündemine oturdu. Ege Üniversitesi ile İTÜ'nün de onayladığı buluş, egzoz zehrini de azaltıyor. Büyük holdingler, uluslararası patente sahip cihazı almak için sıraya girdi.

 İstanbul Teknik Üniversitesi de ürünü Aralık 2005'te test etmiş. Üniversitenin Otomotiv Teknoloji Ar-Ge Merkezi'nde (OTAM) denemelerde cihazın, "... tam yükte hem özgül yakıt tüketimini 5-11 g/BG saat civarında, hem de CO emisyonunu 2,65 kat düşürebildiği gözlenmiştir. Aynı şekilde N0(x) emisyonunda ise yüzde 3 civarında bir artış olmuştur." ifadelerine yer verildi. Mollaoğlu'nun elinde Türk Petrolleri'nden aldığı bir rapor da var. Kasım 2006 tarihli raporda, TPAO'nun Sismik 1 ekibinde bulunan motorlu kamp jeneratörüyle yapılan denemede, cihaz sayesinde 1 saatte 1,5 litrelik motorin tasarrufu sağlandığı belirtiliyor. Küçük bir atölyede üretilen cihazlar, ortalama 5 bin YTL'den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

 

 

İtalyan şirketler çam fıstığına göz dikti

İzmir, Balıkesir, Aydın ve Muğla yörelerindeki dağ ve yaylalarda yetişen çam fıstığının işlenmeden kozalak olarak ihraç edilmesi, bu bölgelerdeki küçük işletmeleri sıkıntıya soktu.

İrili ufaklı 20'ye yakın firma, işleyecek ürün bulamayınca kapanma noktasına geldi. Türkiye'nin çam fıstığı üretiminin yüzde 50'ye yakınını işleyen Kermes Tarım Ltd. Şti.'nin sahibi Önder Özdemir, 2008 yılında işleyecekleri ürünün İtalya'ya gittiğini belirtiyor. Çam fıstığı üretiminde söz sahibi ülkeler arasında İspanya, İtalya, Türkiye ve Portekiz bulunuyor. Türkiye'nin yıllık üretimi ise bin 200 ton civarında. Bunun da büyük bölümü AB ülkelerine ihraç ediliyor. Ege Bölgesi'nde birçok köyün geçim kaynağı olan bu ürünü geçmişte işleyecek tesisler olmadığı için İtalya'ya kabuklu (küner) ve kozalak halinde ihraç ediliyordu. Yerli firmaların kurulmasıyla Türkiye, son yıllarda işlenmiş ürünle ihracat pazarlarında yer almaya başladı. Yerli firmalar, İtalyanların çam fıstığını kozalak halinde almasının, pazarlarda Türkiye'nin önünü kesmek amacını taşıdığını savunarak, "Bizden aldığı ürünü işleyerek İtalyan malı olarak piyasaya sürüyorlar." iddiasında bulunuyor. İtalyan firmalar, çam fıstığını Türkiye'den kozalak halinde almaları durumunda kilosunu KDV dahil 25 YTL'ye mal ediyor. Aynı ürünün Türkiye'de işlenerek ihraç edilmesi durumunda ise gelir, kiloda 43 YTL'yi buluyor. Türkiye'nin çam fıstığı geliri, yıllık 40 ile 45 milyon dolar arasında değişiyor. Yakıt olarak kullanılan kabuk da Türkiye'de kalıyor.

Firmalar, kozalak ihracatının durdurulması için Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) aracılığıyla Dış Ticaret Müsteşarlığı'na başvurdu. Müsteşarlık da çam fıstığının kabuklu