İşte bu Boz Ulus’un  Orta Anadolu’ya göç eden ana kümesi arasında Kantemir Çepnisi denilen bir Çepni oymağı  da vardı. 1691 yılında bir çok Boz Ulus oymakları gibi  Çepniler  de Rakka bölgesine yerleştirildiler.Çepniler bu bölgeden iki defa kaçtılar.1728 tarihli bir vesikada Kantemir Çepnisi’nin Rakka’daki iskan yerlerine  gitmemek için Bergama taraflarına göçtüğü bildirilmektedir.Balıkesir bölgesi ile Manisa ve Aydın vilayetlerindeki Çepniler bu bölgeye on yedinci yüz yıldan sonra gelmiş Halep Türkmenleri ile Boz Ulus’a mensup Çepnilerdir.Tahrir defterlerinden Adana’nın  Sarı Çam yöresinde küçük bir Çepni oymağının yaşadığını Dulkadir eli arasında da 34 vergi nüfuslu küçük bir Çepni oymağı ile aynı bölgede Çepni adlı bir de kalenin bulunduğunu öğreniyoruz.

16.yüz yılda Boz ok(Yozgat)ta 42 vergi nüfuslu Çepni adlı küçük bir oymak yaşıyordu.

Yine orada varlığını bu güne kadar sürdüren Çepni adlı bir köy vardı.

Yine 16.yüz yılda Çorum’a bağlı Alp Oğuz köyünde Çepni Özü adı bir cemaat yani bir oymakla Hamid sancağının(Isparta vilayeti)Göl Hisar kazasında da 70 vergi nüfuslu bir oymak görülmekte idi.Eski İl Koş(Koç)Hisar Gölü’ne Dökülen İn Suyu’ndan başlayıp Güneydoğu’ya doğru Ereğli’nin batısındaki Akçaşehir’e kadar uzanan topraklardan meydana gelmişti.Koç Hisar Gölü’nün güney ucuna çok yakın olan Eski İl köyünün bu kazanın merkezi olduğu anlaşılıyor.Eski İl’de yaşayan Çepnilerin büyük bir kısmı Yavuz Selim devrinde(1512-1520)yedi köyde yerleşmiş olup ancak 27 evlik bir oba eski yaşayışını sürdürüyordu.Bu oba asrın sonlarına doğru henüz yerlesik hayata geçmemişti.

Turgut yöresindeki  Çepni oymağı I.Selim devrinde 44 vergi nüfuslu küçük bir oymak idi.

Adana’nın Saru Çam nahiyesinden gelip Ankara’ya bağlı Şerefli Koç Hisar kazasına yerleşen yaşayan Orun-Guş oymağının arasında da 133 nüfulu bir Çepni obası vardı.

Sivas yöresinden Ankara yöresine kadar yayılan ve 27 oymaktan meydana gelen Ulu Yörük veya Ulu Yörük Türkleri denilen büyük topluluğunun oymakları arasıda da birkaç Oğuz boyuna mensup teşekküller de vardı. İşte bunlardan biri de Çepniler’di.Çepniler’in yurtlarının Ak Dağ Madeni’n kuzeyinde Zile’nin güneyinde meşhur Çamlı Bel’in batısında bulunduğu anlaşılıyor.1520 tarihinde Çepniler’in 17 kışlakları vardı.Onlar bu kışlakların da çiftçilik yapmakta idiler.1575 yılında ise 32 kışlakta oturmakta nüfusları da dört misli artmış bulunmakta idi.19.yüzyılın ikinci yarısının başlarında Çepniler’in oymak geleneğini korudukları görülüyor.O yılarda Çepni oymağı ile Kara Hisar-ı Behramşah Boz Ok sancağına bağlı idari yörelerden birini teşkil etmekte idi.1720 tarihli bir fermanda Anadolu’nun çeşitli yerlerinde içlerinde 50 hanelik bir Çepni topluluğunun da bulunduğu Türkmen boyları bölgeyi Arap eşkiyasının mazarratından korumak ve ziraatle uğraşmak üzere Harran Ovasına yerleştirilmişlerdi.Daha önce belirtildiği gibi Vilayetname’den anlaşıldığına göre Kırşehir’in Suluca KaraÜyük(Hacı Bektaş)sakinleri de Çepniler’den idiler.Tahrir defterine göre Kırşehir bölgesinde Çepni adını taşıyan bir köyde vardı.

 

ÇEPNİLERİN DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNİN TÜRKLEŞTİRİLMESİNDEKİ  ROLLERİ

                  Selçuklu Devleti’nin 1040 yılında Horasan’da kurulması ve daha sonra Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan’ın 1071 yılında Malazgirt savaşının kazanmasından sonra Anadolu kapıları Türklere açılmış ve batıya doğru göç eden Türkler Anadolu’da yurt edinmeye başlamışlardır.Yerleştikleri her yere Türkçe ad veren bu Türkmen  boyları en yoğun olarak Antalya-Eskişehir Bölgesi (30,000çadır)Kastamonu Bölgesi(100,000çadır)İçel Bölgesi Malatya-Maraş Bölgesi Kuzey Suriye Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde yurt tutmuşlardır.Bizim konumuz olan Çepniler ise Sinop bölgesine yerleşmişlerdir.

                  Tarihi kayıtlardan Karadeniz Çepnilerin bu bölgeye ne zaman geldiklerini tam olarak öğrenememekle birlikte 13.yy da bu bölgeye hakim olduklarını ve Trabzon Rum Devleti hükümdarı Giorgi’yi mağlup edebilecek kadar da güçlü olduklarını biliyoruz.

                   Moğolların Anadolu’yu istilası ile ortaya çıkan bunalımlardan istifade etmek isteyen Giorgi,Karadeniz ticareti için çok büyük önem taşıyan bir limana sahip olan Sinop’u almak istemiş ve bir donanma ile 1277’de Sinop’a saldırmışsa da,kendisini gemilerle denizde karşılayan(Türkân-ı Çepni)Çepni Türkleri tarafından mağlup edilerek geri püskürtülmüştür.

Bu olayı İbn Bibi El Evamirü’l-Ala’iye Fi’Umuri’l-Ala’iye (Selcuk Name)Adlı eserinde şöyle anlatmaktadır: “O sırada Sinop tutgavulu (muhafız kuvvetleri komutanı)Tayuğa gelerek “Canik hükümdarı(Caniti)asker ve cephane(zeredhane)dolu kadırgalarla Sinop’a saldırmak için geldi.Çepni Türkleri ile o diyarı korumak için görevlendirilmiş olan komutanlar (server)onlara karşı koyarak onları ateş ve su arasında sıkıştırıp canlarına ve evlerine darbe indirdiler.Her tarafı yerle bir ettiler.Onları kahrederek her şeyden mahrum,mahzun ve ümitsiz bıraktılar” dedi.

                   Düzenli bir orduya karşı kazandıkları bu zafer,Çepnilerin o dönemde hem kalabalık hem de teşkilatlı bir topluluk olduklarının bir göstergesidir.

                   Bu Çepnilerin Sinop bölgesine yerleştikleriyle ilgili herhangi bir delil yoktur ama, bu dönemle ilgili belgelerden Türklerin sürekli olarak doğuya doğru ilerledikleri anlaşılmaktadır.

                   Brjer’in verdiği bilgilere göre,Trabzon Rum İmparatoru 2. Jean (Yuannis) zamanında (1280-1297)Türkler Ünye(Halibia)yöresini fethetmişlerdir.Bu Türklerin Sinop Çepnileri olmaları kuvvetle muhtemeldir.

                    Trabzon Rum İmparatorluğun saray tarihçisi Panaretos’a göre İmparator Giorgi (1260-1280)hükümdarlığının 14. yılında yani 1280 yılında Toresion dağında Türkmenler’e tuzak düşmüştür.Panaretos,2. Jean’ın 1297 yılında öldüğünü,onun zamanında Türklerin Halibia (Ünye yöresi) yöresini ellerine geçirdiklerini söyledikten sonra Trabzon dolaylarına kadar uzanan büyük bir istilâ  hareketlerinde bulunduklarını yazar.Öyle ki çok yerler gayr-i meskun bir duruma gelmiştir.Yukarıda da söylendiği gibi,bu Türkler veya onların çoğu büyük bir ihtimalle Çepniler ve başlarındakiler de Bayram Bey ailesidir.

                   İmparator 2.Aleksios (1297-1330)1301 Eylül’ünde Giresun’a gelip oradaki Türk beylerinden Küçük Ağa’yı ağır bir yeniliye uğratmıştır.Yine Panaretos da Bayram Bey’in bir pazarı ele geçirdiği bildiriliyor.Bu,Ordu vilayetini fetheden ve orada beylik kuran (Bayramlu beyliği)Bayram Bey’e dair ilk haberdir.Bu esnada batı ucundaki Türkmenlerde geniş çapta fetihlere girişmişlerdir.Bayram Bey 1332 yılında da çok sayıda asker ile Hamsi köye gelmiş ise de ağır kayıplar vererek geri dönmüştür.

                   1355 yılında Haldia dükü Kabasisika harekete geçip Şiran’ı zaptettiği gibi, Suriyana kalesi de boşaltıldığı için Trabzon İmparatorluğunun sınırları içine alınmıştı.Bundan çok memnun kalan İmparator 3.Aleksios elden çıkmış olan Şiran’a gelmiş,tahribatta bulunmuş ve orayı kuşatmış,tutsak almış ise de dönerken az sayıda bir Türk’ün takip etmesi üzerine imparatorun kuvvetleri panik halinde kaçmışlar,birçok kimse öldürülmüş ve Haldia Dükü de tutsak alınmış,imparator ve bu hadiseleri yazan müverrih Panaretos güçlükle Trabzon’a gelebilmişlerdir.İmparatoru mağlup ve kaçmaya mecbur eden Türkler şüphesiz Çepnilerdir.

                    Ertesi yıl (1356)imparator ve müverrih Panaretos batıya giderek noeli Giresun’da geçirmişler ve Yasun Burnu’nda “Epifani” kutlanmış ve orada 18 Türk öldürüldükten sonra geriye dönülmüştü.Ertesi yıl(1357)Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir Bey kalabalık bir asker ile Maçka yöresine kadar gelerek oraya yağma ve talan ettikten sonra geri dönmüştür.

                     Bu ilerleme sırasında Çepnilerin Ordu bölgesine yerleştikleri ve Bayram Bey’in idaresinde bir beylik kurulduğu sanılmaktadır.

                     İmparator 3. Aleksios,1380’de Tirebolu yöresine gelerek (Mart),Harşit çayının sağ kıyısına çok yakın yerde ve denize 5 km mesafede bulunan Bedroma kalesinden 600 kadar yayayı uzak yerlere gönderdikten sonra,yayanın kalabalık kısmı ve atlı askerle Harşit’in yukarı kısmına yürüyüp Çepnilerin kışlağına kadar gitmiş ve onların çadırlarını yıkmış,yakmış

 

Geri               Devamı